HASTALIĞIN FAYDASI

Hastalığın bile faydası var, ne demek istediğini anlarsanız.
Son 24 saattir doğru dürüst ayağa kalkmaya gücüm yok.  Aptal bir nezle oldum aslında ama nasılda çaresiz bıraktı beni. Mesele minicik bir mikrobun  beni yerle yeksan etmesini hazmedemeyişim. Başta kabullenemedim, elime geçen ilaçları sırayla birer ikişer yuttum. Belki faydası oldu ama sınırlı. Sonra bildiğimiz babaanne tarzı zencefil, limon çaylarıyla devam ettim.

 Çabuk iyileşmeliydim. Bugün hasta olmaya musait değildim. İşe gitmem gerekliydi. Randevulu yaşama öyle alışmıştım ki; arkadaş görüşmelerimden tutun da işimde danışan görüşmelerime kadar her şeyim saatli ve randevuludur. Bu durumda randevusuz gelen istenmeyen bu misafir  de neyin nesiydi? Sinsice vücuduma girip, tüm kalelerimi zaptetmiş beni esaret altına almıştı.
Ben ki, kendine iyi bakmaya özen gösteren, fastfood bile yemeyen sağlıklı bir bünyenin sahibi … Sporuna, aktivitesine,  uykusuna kısacası yaşam kalitesine oldukça önem veren ben, yenildim… Gözle görülemeyecek kadar küçücük değersiz bir şeye.

Başta bu savaşın yenilgisi beni öfkelendirse de saatler ilerledikçe, güçsüzlüğüm kendimi küçük bir çocuk gibi mahsun ve muhtaç hissedişe bıraktı yerini. İnsan nasılda kendine sıcak bir çorba yapacak birine bu kadar ihtiyaç duyar bu dönemde. Hatta  çorbadan da vazgeçtim  sadece su verip, nasıl oldun diyen sıcak bir sese…
Çocukluğumda çok hatırlayamıyorum hastalandığımda bana gösterilen şefkati.  Evli olduğum dönemde ise ; ‘ hasta insanları sevmiyorum’ deyip, benden kaçan biri vardı karşımda.  Belki bunlar benim şanssızlıklarımdı. Yinede kendimi sekiz yıl evvelki kadar çaresiz hissetmiyorum neyse ki. Çünkü o dönemde bana muhtaç bir bebekle birlikte yalnız bir yaşam sürdürüyordum. Bir anne, içgüdüyle yaklaşılıyor her şeye o dönemde. Hasta olduğunuzda en büyük korkunuz; size bir şey olursa küçük bebeğiniz ne olacak o an. Bu korkularla öteleyip dururdum hastalıkları, kabul etmezdi bünyem mikropları. Yalnızca bir kez kaybetmiştim, onda da bu korku yüzünden birkaç saatte toparlandım.

Şimdi neden hastalandım ? diye sordum kendime; basit açıklaması viral enfeksiyon kapmışım. Peki ya diğer anlamı?  Nefes almayı unutmuş olmam… Ve artık kızımın 10 yaşına gelmiş artık kendine , hatta zorda kalırsam bana bile yetecek olgunluğa ulaşması. Sırf bu durum bile huzur içinde hasta olma lüksünü veriyor bana, lütuf gibi…
Son dönemde öyle yoğun bir tempoyla koşturdum ki; işlerimin yoğunluğu, bakıcı problemleri, kızımın okul işleri, kendi özel zevklerim ve aktivitelerim, eğitimlerim vs.vs…. derken çok önemli bir şeyi unuttuğumu fark ettim. Nefes almayı…

Başta beni deli gibi öfkelendiren bu HASTALIĞIMA, şimdi sıcak yatağımda yatırdığı, beni mecburi 24 saat dinlendirdiği, sıcak bitki çayları içirdiği, güzel müzikler dinleyerek kitap okuma şansı verdiği için TEŞEKKÜR EDİYORUM. İnsan olduğumu hatırlatıp, benimde yorulabileceğimi, kendimi dinleme ve dinlenme fırsatı vermem gerektiğini ,kısacası nefes almam gerektiğini, hatırlatan küçük mikroplarıma teşekkür ediyorum.

4 yorum:

Diyetisyen Serap Orak Tufan dedi ki...

Geçmiş olsun canım, ben de aynı durumdayım. Bugün dansa gitmedim,yarın gündüz de evde dinleneceğim. Hastalığımın tadını çıkaracağım ;)

Dilek Kılıç dedi ki...

Sanada geçmiş olsun, canım benim dinlen biraz:)

Selma's world dedi ki...

Geçmiş olsun ikinize de arada durup, dinlenin. terzi kendi söküğünü dikemezmiş misali kendinizi ihmal etmeyin. önce siz iyi olmalısınız ki çevrenize faydanız olsun :)

ayca dedi ki...

geçmiş olsun, yazılarınızı bir solukta okuyorum. bu koşturmacalı hayatınızda blog dünyasına daha çok yazmanız temennisiyle:) hastalığın tadını çıkarın:)