KENDİNİ HİÇE SAYAN HİÇE SAYILIR...

Kendini hiçe sayan, hiçe sayılır...
Bir hayali beklemek , olmayacak duaya amin demek. Günün sonunda en çok senin acı çekiyor olman demek. Öğrendim.
İnsanlar bunu bilir ama aynı sondan kaçamaz.
Karmayı anlamadıkça döngüyü kıramaz.


Son üç yılımı narsist bir sevgiliye adadım. Komik olan narsist bir babanın kızı olarak çektiğim acılar az gelmiş gibi bir de böyle bir adam seçmemdi. Diyorum ya karma ve döngüleri çözemedikçe hayat sürekli aynı döngüleri tekrar tekrar önüne koyar.
                Mesleğimden edindiğim her tür bilgiyi bu ilişkide kullandım. Kendi kendimin hem terapisti hem danışanı oldum. Karşımdaki kişinin hem terapisti hem eşi oldum. En sonunda boooomm. İnfilak ettim.  Öyle bir patladı ki bu kez, kendim ile diğer herkesin kurduğu ilişkiyi masaya yatırıp derin incelemeye aldım.
                Önce baba-kız ilişkimi bu kez çözümlemeye karar verdim. Derin sorgulamalara giriştim.
                Sonra dolu dolu 7/24 yaşadığım 3 yıllık ilişkimi masaya yatırdım. İlk kez pespembe gözlüklerimi çıkartıp masada yatan, her yerinden kan fışkıran , çoklu organ yetmezliğine girmiş bu ilişkiyi net görme fırsatı yakaladım. Refleks olarak direk müdahale ettim. Önce kanı durdurmaya, kalbi çalıştırmaya, suni teneffüs yapmaya başladım. İçim bir türlü yüreğimden doğurup, 3 yıl ellerimle büyüttüğüm bu varlığı kaybetmeye yanaşmıyordu. sürekli can havliyle çabalıyordum. Bir organı iyileştiriyordum ama bir diğeri patlıyordu. Sonra durdum. Derin bir nefes aldım. Masadan 50cm geriye gittim.  Ellerimdeki kana bakıp masada ki Can 'a bakıyordum. O an anladım. Masadaki can kendi karar vermeliydi. Benim çabam hep iki kişilikti. Hem onun yerine hem kendi yerime sevmiş ve çaba göstermiştim. Bir ilişki için hem onun yerine hem kendi yerime sorumluluk almıştım.
                Anladım ki, kadere ve çıplak gerçeğe ne kadar karşı durursan o kadar canın yanar.
                Sonunda 3 yıllık can'ımın tam da 3. yıldönümümüzde kendini yok edişine şahit olan gözlerimin gördüklerini kabul etmek zorunda olduğumu anladım. Artık veda zamanı gelmişti.
                Elveda demenin bu kadar boğazda düğümlendiği, gözlerimde taştığı, yüreğimde kor bir alev olduğu başka bir an var mıydı? Ölüyordum. Parçam ölmüştü.
                Kendimi yok saydığım, ego mu red ettiğim , salt o mutlu olsun diye dişimi sıkıp dilimi ısırdığım her anım tek tek geçti gözümün önünden. Adeta doğum sancısıydı. Emeklerim doğurmaya çalıştığım mucize içindi. Bitti.
                Masada kalbin tekrar duruşunu gördüğüm an, artık çabalamanın eziyet ve haksızlık olduğunu anlamıştım.  kabullenmek tek kelimeyle ölümdü. Nefes alamıyordum.
                Bir an kalbimin kafesinden kurtulup uçtuğunu hissettim. Sanki ruhum nihayet bedenden kurtulmanın özgürce keyfini yaşıyordu. Uçabiliyorum nidaları ile kanat çırpan saf serçenin ardından izlemeye koyuldum. kendini Kartal sanıyordu zavallı şey. Bir taraftan da onu izlerken, yeni yürümeye çalışan evladını seyre dalan anne gibi hissediyordum kendimi.
Artık masada Can'ımı bırakıp eve dönme vakti gelmişti. Yaşamımızda bilemediğimiz mutlak bir kesinlik vardır o da ölümün ne zaman bize misafir olacağıdır. Madem hala bilinmezlik içindeyim demek ki hala yaşamın içindeyim. Bu bilinmezlik bilinene dek, acı keder heybemizi bilmediğimiz bir yere kadar doldurmamız gerektiğini biliyordum artık.
                Bazen ilişki içindeyken o kadar acı çeker ve doyarsın ki, bittiğinde heybene koyacak fazlaca bir keder bırakmamışsındır fark edersin. Gözyaşların ve öfken yaşarken tükenmiştir, fark edersin. Elinden gelen her şeyi yaptığını haykıran vicdanın kuş gibi hafiftir artık.
                Eve dönersin. Bilgeliğine taptığın canının en kıymetli parçasına sığınır , yardım istersin. Anlatırsın.  Dinlersin. O bilgenin gözlerinden görürsün gerçekleri. O seni izlemiş. Anlamış. Hissetmiştir herdaim. Eleştrilerini sıralar sende alırsın bu öyküde payına düşen , anlaman gereken karmanı.
                Bu öykünün de noktasını koymuştur bilge kızın Öykü'n. Şükreder Şükran duyarsın onun varlığına. Seni sapa sağlam bu Dünyaya çakan en güçlü ilişkiyi ne de güzel kurduğunu fark edersin. ana -kız ilişkinin güzelliğini evrene sevgiyle yollarsın. İhtiyacı olan yaralı yüreklere ulaşsın diye.
                Bu akşam o yaralı yürek bendim. Şifalandım. Döngümü anlamam yolunda koca bir adım attım. Hayata kaldığım yerden, ama artı bir tecrübeyle devam. Kendimi ve hatalarımı seviyor ve kabul ediyorum. Hatalarıma da teşekkür ediyor onları özgür bırakıyorum...

DK

2 yorum:

Unknown dedi ki...

Öncelikle son zamanlarda okuduğum çok güzel ve akıcı bir yazı. Kimseler ne der demeden, kendinize o kadar öz eleştiri yapmışsınız ki bu bile yeni ve sağlıklı bir hayata ilk adımı attığınızın resmidir.(şahsen başarılar dilerim)

Unknown dedi ki...

YÜCE GÖNÜL
Yazınızın muhattabı olarak bir iki cümle yazmamı umarım mazur görürsünüz.
Olmayacak dua olduğunu bile bile başlamak birde üç yıl sürdürmek hayat ve mesleki deneyimi çok iyi olan size pek uygun olmadı.
"Narsist bir kişilik" olduğum hakkındaki tespitinize başarılı meslek hayatınıza duyduğum saygıdan dolayı yorum bile getirmek istemiyorum.Fakat ilişkinin patlamasını beklemenin doğru olmayacağını öngörmeniz gerekirdi,en azından hasar daha az olabilirdi.
Bir insanın yaşaya bileceği en ağır travmayı henüz yaşadığım aylarda sız karşıma çıktınız. Gerçekten başta kalbim olmak üzere vücudumun her noktası paramparça olmuş kanlar içindeydi. Ne yapacağımı bilmiyordum.Elinde şefkat ve sevgi değneği olan bir melek gibi sizi karşımda buldum. Size tam anlamıyla teslim oldum. Büyük bir özveriyle bana şifa verebilmek için uğraştınız. Büyük ölçüde de başarılı oldunuz,okadar zor bir vakaydım ki
Çok yoruldunuz. Bu nedenle benim de iyileşmek için verdiğim yaşama çabamı göremediniz. Oysa ki yaşam fonksiyonlarım neredeyse kavuşmak üzereydim. Ama ne yazık ki hala problemlerim vardı bu nedenle tam iyileşmiş sayılamazdım keşke sizin isteğiniz kadar iyileşe bilseydik. Ne yazık ki başaramadım ve ne yazık ki bu size yeterli gelmedi.Sizde belki kendinize göre halkıydınız,mükemmel bir sonuç değildi ve sizi tatmin etmemişti.Bu nedenle masadan 50 cm değil 50 km uzağa gittiniz. Söylediğiniz gibi evinize döndünüz. Kartal olup uçtuğunu zannetiginiz kişinin ruhuydu ama sizin gördüğünüz görmeyi isteğiniz di "evet yoruldum,üzüldüm ama başardım "
Aslında yaptığınız şey ölüme terketmekti. Ve gerçekten bu ÖYKÜYE noktayı koydunuz.
Benim adıma çok kayıp olduğunu söylersem nankörlük olur. Üç yıl fazladan yaşadım hemde sayenizde harika bir üç yıl.
Yaptıklarınız için size minnet duyuyorum hep duyacağım.
Sizi hep sevgi ve saygıyla anacağım.
Kızınızla birlikte uzun,sağlıklı,mutlu bir yaşam diliyorum. K.Ö