AŞK ACISININ TEK ÇARESİ

Aşk ve sevgi arasındaki fark nedir?
Biri kavuşmalıdır, öbürü kavuşmasız.. :)

Hani bütün aşklar tatlı başlar lafı vardır ya.. çoğunlukla doğrudur :).. Çünkü her aşkın başlangıcında umutlar ve hayaller vardır..

Bu umutlar ve hayaller karşılıklı ortak hayalleri gerçekleştirmek olgusuna dönüşebiliyorsa aşk sevgiye dönüşebilir ve hele ki birbirini olduğu gibi kabul edebilme ve tanımak istemeye, beklentisiz sevgi vermeye, ilişkiye sahip çıkmaya ve tanıdıkça sevmeye ama en önemlisi de içten samimiyetle bağ kurmaya, anlamaya, iletişim kurmaya, ortak hayaller üretmeye dönüşüyorsa işte Aşk Sevgiye dönüşüyor demektir.. Artık acı diye bir şeyden söz edilemez.. Orada hafifleme, huzur, hoş bir bağ, tatlı bir güven, anlaşmazlıklar ama kabul ve çözümler vardır..

Ancaaakk gelin görün ki çoğu zaman böyle olmaz.. taa ki bir aşk acısı yaşayıp olgunlaşana kadar.. :)).. Yani derinden hissedilen bir kaybetme korkusu ve kayıp acısı yaşanana kadar.. Çünkü insanoğlunun en büyük tekamülü, en değer verdiği yada verdiğini zannettiği şeyi kaybettiği zaman olur.. Bu bazen hayaller olabilir, çocuğunun artık kendi özgürlüğünü seçmesi olabilir, obsesif kontrolcu kişilikler için kontrolunden çıkan kabul edemediği değişen durumlar olabilir, sevdiğinizin o veya bu sebeple kaybı, hastalığı veya ölümü olabilir, aşkta da karşı cins ;).. Halbuki kişi ne zaman ki bir başka kişiye veya olguya kendi o anki varoluşundan daha fazla değer verir, işte onu muhtemelen kaybedecektir..işte aslında bu kayıp büyük bir şans ve kazançtır.. Zira o zaman gerçek bir tekamül süreci başlayacaktır.. Kişi titreyip kendine gelir ve bu deneyimden öğrenmeyi seçerse tabii.. Ama karşısındakini suçlayıp, kendini de kurban haline sokarsa öğrenme şansını kaçırabilir ve deneyim bir başka hikaye ile kendini tekrar edecektir.. Gerçek mutluluk, hayallere ve bir başkasından veya onun aşkından gelecek mutluluğa yüklenen aşırı anlamla ve beklentiyle değil, asıl kendine değer vererek ve kendine sevgi göstererek olur.. Bunun idrakı çok önemlidir..

Ne demiştik başta.. Sevgi kavuşmakdır, kişiyi olduğu gibi kabul etmek ve içsel özgürlük ve tekamülüne izin vermek demektir.. aşk acısı ise kavuşamama ve kabul edememe acısıdır..

Aşık olan kişi bilinçaltında aşık olmaya karar vermiştir.. Aslında bir hayali vardır.. Bu hayalin asıl yönetimi, sevgi ve güven arzusundan doğar.. ancak kişi en güvenemeyeceği ve gerçek sevgiyi görmediği kişiye aşık olur.. ;))..
Gidenin ve onu istemeyenin arkasından aşkı büyür.. İroniye ve çelişkiye bakarmısınız?? :)) .. Burada aşkı güçlendiren ''İmkansızlık'' olgusudur.. ''Kavuşamamadır''.. Hayır kişi bunu kabul etmez.. Hala hayalindeki farklı bir gelişme ve sonuç ilişkisine inanır..

Peki kişi bu ''imkansızlık'' olgusunu neden yaratır?? Niçin çelişkinin peşinden gider?? Deli midir??.. Hayır!!.. Gayet normaldir ;)).. Ben bu kişilere ''İNSAN'' diyorum ;).. Bu durum, kişinin tekamül sürecindeki mutlaka yaşaması gereken bir süreçtir.. ve adeta içinden bir emir şeklinde gelir.. anlayamadığı için büyük acı çeker.. Şimdi önemli bir sır vereceğim, sıkı durun:
Bu yaratımın en büyük sebebi, çocuklukta başedilememiş sevgi ve güven eksikliği, manevi ihtiyaçları tam karşılanamamış bir çocukluk, yılların birikimiyle içerdeki öfke, hiç suçlu olmadığı halde ben merkezciliği normal olan çocuğun herşeyden kendini sorumlu ve suçlu zannetmesi ve bu suçluluk duygularının yetişkin hayata kadar taşınması sonucunda kendine değersizlik, güvensizlik ve sevgisizlikten dolayı kendisine hakettiğini zannettiği bir ilişkiyi secmesi ve anneyle babayla bitmemiş olan kavganın ''aşk acısı'' adı altında yeniden yaşatılıp bu sefer kendine duygularını özgürce yaşayabilme ve ifade edebilme şansını kişinin kendine vermesidir.. Cocuklukta tutamadığı yası tutmasıdır bir anlamda..
Onun için acı yıllarca sürebilir.. Zira aslında tutulan yas sadece aşkın yası değildir.. tutulan yas, hayal kırıklıkları ve en önemlisi de yıllardır kabul edilemeyen geçmişin mecburi kabulüyle yüzyüze kalmışlık ve kendinden tamamen uzaklaşmış ve kendisi ile bağını koparmış olan kişinin yeniden bu acı duygularla yüzleşme mecburiyetidir.. Kişi yetişkin hayata kadar kaçmıştır, hayatının ve kendisi olmasının tam sorumluluğunu alamamıştır.. artık günü gelmiş ve kaçmak imkansız olmuştur.. Eğer kaçarsa aynı deneyim daha da fazlasıyla yine yaşanacaktır..

Şimdi güzel habere geçelim: Ne demiştik? Bu acı çok değerli.. Bizim tekamülümüzün temel taşı demiştik.. Öğreneceğiz ve yolumuza devam edeceğiz.. Bunu kazanca ve mutluluğa nasıl çevirebiliriz??.. Gayet de güzel çevirebiliriz.. Bence mutlu yaşamayı seçiyorsak çevirmeliyiz de.. ;)..
İşte güzel haber bu! :)

1) Duygu ve düşüncelerimizle bir bir yüzleşeceğiz.. Nasıl ölümden kaçış yoksa, acıdan da kaçış yok!.. içimizde o enerjiyi taşıyorsak başka bir hikaye altında bizi yine bulur!.. Ne kadar erken yüzleşirsek o kadar iyi!.. Bugün yaşadığımız acı ile geçmişte çocukluktaki karşılanmamış ihtiyaçlarımız ve yaşanmamışlıklar ile bağlantı kuracağız ki tüm yaslar birarada çıksın..
2) Acının içinden geçeceğiz.. ne olursa olsun acıyı sonuna kadar yaşayacağız.. Ağlamak zihnin yıkanması, temizlenmesidir.. Duygu yoğunluklarını ağlayarak akıtabiliriz.. Bunu mümkün olduğunca kendi başımızayken yapalım.. Ağlayanı ayıplamayalım, yargılamayalım.. Hem böylece başkalarının yanında bizim içimizden ağlamak gelirse başkalarının bizi yargıladığnı zannetmeyiz :))
3) Madde, aşırı alkol, aşırı eğlence, seks bağimlılığı, aşırı yemek yeme, çapkınlık, internet oyunları, dedikodu, başkalarını suçlamak yargılamak, habire nasihatler vermek, kötü gün dostuymuş gibi insanların acılı durumlarına derman olmaya uğraşmak için ordan oraya koşmak, acımak gibi en büyük ve sıklıkla yaptığımız kaçışlarımızı bırakıp kendimize döneceğiz.. Başkalarına acıyıp acı hissetmek aslında kendine acımaktır.. Yüzleşelim ;)
4) Hislerimizle yüzleşirken bedenimiz de acı çeker.. şiddet göstermeye ihtiyaç hissedebiliriz.. E kolay değil.. onca birikmiş kimya boşalıyor.. Öncelikle panik atak olasılığı çok yüksek.. Bu noktada bir profesyonel yardım almanızı öneririm.. Başka bedensel hastalıklar da olabilir.. Kalp ritm bozuklukları, tansiyon ve şeker hastalıkları, mide barsak problemleri sıklıkla görülebilir.. Olsun.. Hepsinin tedavisi var.. Bugun Tıp çok ilerlemiş durumda.. Yeter ki duygu ve düşüncelerimizi bastırmayalım.. işte onu yapmayalım!.. Açık açık ifade edelim!!
5) Peki içimizdeki şiddet bizden en sağlıklı şekilde nasıl çıkacak?? Yastık alın.. yastığa vurun, fırlatın, atın.. Tenis oynuyorsanız örneğin topa o acı veren kişiyi düşünerek vurun.. Kendi kendinizeyken yüksek sesle bağırğn çağırın ağlayın.. Tepinin.. spor yapın.. koşun, yürüyün..kızdığınız kişi sizi dinlemiyorsa, tüm söylemek istedikleriniz kendinize itiraf edin ve ona yazıyormuş gibi kendinize mektup yazın.. Bol bol duygularınızı anlatın.. kağıtları yırtın..ve kendinizi topraklayın
6) Kabule geçin.. Aşk acısı yaşanan durumlarda genellikle terkedilme, kavuşamama, diğer kişinin aşkının erken bitmesi vs vardır.. Kabul edin.. Bırakın gitsin.. İnanın bu sizin için hayırlıdır.. Siz uzaklaştıkça o kişi geri dönecektir.. sizi sevdiğini söyleyecektir.. Bunu ancak bir kere kabul edebilirsiniz.. Bir ikincisi olamaz.. Ne edip yapın uzaklaşın.. Bu yazıyı okuyun.. Zihninize bu bilgileri tekrar tekrar verin.. Zihnin duyması zaman alacaktır.. Sabredin.. Birgün mutlaka duyacaktır.. Siz bu tekamül sürecini de atlattıktan sonra ve kendinize değer vermeyi ve sevmeyi öğrendikten sonra karşınıza kendisine dolayısıyla da size değer veren sevgisini esirgemeyen gerçek aşkınız çıkacaktır.. Ne demiştik. çekim yasası!!.. O yeni kişi sizin asıl mutluluğu yakalayacağınız kişidir.. Kabul edin.. Bu bilgiyi anlayın.. Bırakın giden gitsin.. Bir durum olmuyorsa olmaması gerektiği içindir.. Ama o da tekamül sürecindeyse ve sizin kıymetinizi gerçekten anlayıp size dönüyorsa ve samimiyse ancak o zaman şans verilebilir.. Zaten yaşarken bunu görürsünüz.. Ama eski şiddet durumları, devam ederse devam ederse kesinlikle aranıza mesafeyi koyun ve kendinize yönelin.. Kendi tekamülünüze konsantre olun.. Unutmayın ki sözsel, duygusal veya fiziksel şiddet hayatınızda asla izin vermeyeceğiniz tek şeydir .. Şiddete tolerans sıfır olmalıdır!!!!!
7) Kendinizi ve onu suçlamayı bırakın.. takıntılı düşünce sistemlerinde hep kendini suçlama bahaneleri vardır.. Kendinizi suçlayıp suçlayıp geri dönersiniz.. Hayır yapmayın!.. Suçsuzsunuz!.. herkes suçsuz!!.. Sadece karşılıklı bir deneyim sürecindesiniz.. Hepimiz tekamül sürecindeyiz.. Unutmayalım... Suçlama yapıyorsanız da kendinizi sevgiyle kabul edin ve dönüştürmeye niyet edin.. Yardım alın.. Unutmayın tüm canlılar yaşayabilecekleri en güzelliklere layıktır.. Evren de bunu ister.. Tanrı da.. Varoluş da..
8) Tek tek korkularınızı farkedip hepsinin içinden bir bir geçin.. işte size fırsat!!.. Bundan sonraki yazılarımda korkuları işleyeceğim.. Güzel haber ;))
9) Sabredin.. Bu bir süreç.. Affedici olmaya niyet edin.. Özellikle de kendinize.. Affetmek demek yapılanları ve yaşananları onaylamak değil.. Affetmek demek sizi zehirleyen o negatif duyguları artık bırakmak demek..
10) Bu süreci yaşadıktan sonra manevi boşluğunuzu doldurun.. İster ilahi aşkla, saf Sevgi olan Tanrıyla bağlantı kurun, isterseniz tutku duyabileceğiniz kendinizin ve bütünün hayrına yaratımsal hedefler edinin.. ama o boşluğu doldurun.. Kendinizi seveceğiniz, takdir edeceğiniz şeyler yapın.. Kendinizle sürekli bağlantı kurun.. Kendinizden kopmayın
11) Bu süreçte yalnız olabilirsiniz.. belki olmalısınız da.. korkmayın.. Eskiye ait arkadaşlıklar ve durumlar kendiliğinden artık sizden uzaklaşacaktır, onun yerine yeni dostlar, çok daha sağlam ilişkiler sizi bulacaktır.. korkmayın.. korkuyorsanız da yolunuza devam edin, kabul edip sevgiyle dönüştürün, kendinizi keşfetmeye devam edin.. Mıknatıs gibi sevgi dolu sağlıklı insanları hayatınıza çekeceksiniz.. Size mutsuzluk veren insanları, enerji vampirliği yapanları özgür iradenizle bırakın..
12) Unutmayın ki bütün kendini gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmekte olan mutlu, huzurlu, sevgi dolu, üretken insanlar bu yollardan geçti...,Kendinize inanın güvenin.. Cesaret, korkmaya rağmen yola çıkmak demek.. Bol şans! ;))
Dr. Şule Tokmakçıoğlu

2 yorum:

Adsız dedi ki...

çok net bir şekilde neden sonuç ve ne olması gerektiğini anlatmışsınız teşekkürler. Fark etmek isteyen için çok açıklayıcı olmuş.

Adsız dedi ki...

çok güzel bir yazı,tam bir yol haritası, teşekkürler.